Le Bernardin’in ‘güleryüzlü’ şefi: Eric Ripert

Gastronomi dünyasında Eric Ripert denilince herkesin aklına gelen iki şey var: Sıcak enerjisi ile daime pozitif biri ve balık ile harikalar yaratıyor! İkisi de, New York’un öncü mekânlarından 3 Michelin yıldızı sahibi Le Bernardin’in şefi için çok doğru ve yerinde tanımlamalar.

53 yaşındaki şef, Fransa’nın küçük bir kasabası olan Antibes’te dünyaya geliyor. Eric henüz 9 yaşındayken ailesinin Fransa ve İspanya arasındaki küçük bir ülke olan Andorra’ya taşınması, kuşkusuz onun mutfaktaki etkileşimlerinde büyük bir rol oynuyor. 15 yaşında evden ayrılıp mutfak okuluna giden Ripert, okuldan yalnızca 2 yıl sonra Paris’teki 400 yıllık La Tour d’Argent’de çalışmaya başlıyor.  Kariyerinin ilk yıllarını Fransa’nın ünlü restoranlarında çalışarak geçiren Eric Ripert, henüz 20’li yaşlarındayken uluslararası bir tanınırlığa erişiyor. Şöhreti onu Atlantik’in diğer yakasına kadar götürüyor. 1989’da geldiği ABD’de, birçok önemli restoranda sous chef olarak çalıştıktan sonra 1994’te Maguy ve Gilbert Le Coze, Ripert’i Le Bernardin’e şef olarak davet ediyor. O günden itibaren de Eric Ripert yalnızca New York’un değil, dünyanın en başarılı şeflerinden biri haline geliyor.

Başarıya erişen diğer şefler gibi pek çok farklı lokasyonda ikinci, üçüncü bir restoranı yok Ripert’in. Bunu yapan şefleri de anlayamadığını ifade ediyor. “Seyahatlar, oradan oraya uçmalar bana göre değil” diyen şef, her gün Central Park içinden yürüyerek geldiği restoranında ‘ailesini’ görmenin onu fazlasıyla mutlu ettiğini söylüyor.

Başarının sırrı: Mutlu olmak!

Le Bernardin, bugün 3 Michelin yıldızı, World’s Best Restaurants’ta 26. sıra ve Zagat rehberinde New York 1.liği’nin yanı sıra, New York Times’ın 4 yıldızlık değerlendirmesini de 20 yıldan fazla bir süredir muhafaza edebilen tek restoran!

Şef Eric Ripert bu başarısının sırrını ise “çok basit” basit diyerek açıklıyor: “Mutlu olmak.” Önceleri klişe diye tabir ettiği, aşırı otoriter ve personeline sürekli bağıran şeflerden biri iken, bu durumun etrafındakileri de kötü etkilediğini gözlemleyen şef, iyimser bir hava ile elde ettiğiniz sonuçların çok daha iyi olduğu görüşünde.

Aldığını geri vermek, katkı yapmak

1989’ta Tibet hakkında okuduğu br kitap ile tanıştığı budizm felsefesini, hayatının her alanında takip ediyor Eric Ripert. Budizm, kullandığı ürünlerin hayatlarına saygılı olmayı öğretmesinin yanı sıra, mutfakta da barışçıl bir ortam yaratmanın muhteşem sonuçlar doğurduğunu keşfetmesini sağlamış.

Tibet kültürüne duyduğu saygıyı katkı olarak dönüştürmeye de gayret gösteren Ripert, Tibet geleneklerinin yaşatılmasına yardım eden Tibetian Aid Projesi yönetim kurulunda ve pek çok alandaki ihtiyaç sahiplerine yardım ve gençlere burs gibi faaliyetleri olan Tibet Fonu’na da yardımcı oluyor. ABD’de düzenlenen ünlü City Harvest gibi birçok hayır işi ve yardım organizasyonlarında da sık rastlanılan isimlerden Eric Ripert.

Medyatik kimliği

Ripert, yayınlamış olduğı 6 kitabın yanı sıra, televizyonda da Top Chef programında jürilik ve sunuculuğunu yaptığı AVEC ERIC programlarıyla yer alıyor.

Geçtiğimiz sene trajik bir şekilde kaybettiğimiz Anthony Bourdain ile yıllara dayanan sağlam bir arkadaşlığı olan Eric Ripert, merhum şefin No Reservations ve Parts Unknown programlarına da sıklıkla katılıyordu.